YETİŞKİNLERDE KUMAR OYNAMA BOZUKLUĞU ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
Bu çalışma, Prof. Dr. Lut Tamam ile yürütülmüş; 13. Ulusal Alkol ve Madde Bağımlılığı Kongresi’nde (15-18 Aralık 2022, Belek/Antalya) poster bildiri olarak sunulmuştur. Türkiye Yeşilay Cemiyeti tarafından desteklenen bu araştırma, doktora tezimin bir parçasıdır.
Kumar kelimesini duyduğunuzda aklınıza ne geliyor? Belki yeşil çuhalar, belki bir bahis kuponu, belki de telefondan açılan bir uygulama. Ama şunu biliyoruz: başlangıçta “sadece eğlence” gibi görünen bu aktivite, zamanla bazı bireylerde beynin ödül mekanizmasını ele geçiriyor ve geri dönüşü güçleşen bir bağımlılığa dönüşüyor.
Bu araştırmada, yetişkinlerde kumar oynama bozukluğu ile cinsiyet, kumar türü ve kumar aşermesi arasındaki ilişkiyi inceledik. Kumar bağımlılığına ilişkin literatürün son derece kısıtlı olduğu düşünüldüğünde, her yeni araştırma bu alandaki boşluğu doldurmak açısından kritik önem taşıyor.
Kumarın Tarihi Kadar Eski Bir Sorun
Kumar, daha değerli bir şey kazanmak umuduyla değerli bir şeyi riske atmak olarak tanımlanıyor. Arkeolojik bulgular, M.Ö. 10000 yıllarına kadar uzanan şans oyunu kanıtları sunuyor. Yani kumar insanlıkla neredeyse yaşıt.
Dünya nüfusunun yaklaşık %1’inde ciddi kumar oynama sorunu bulunduğu tahmin ediliyor. 2018 Küresel Kumar Raporu’na göre en fazla kumar oynanan bölge Asya (%31,3), en büyük sektör ise kumarhaneler (%34,4). Çevrimiçi kumarın payı ise toplam pazarın %11’ine ulaşmış durumda — ve bu oran her geçen yıl büyüyor.
Türkiye özelinde yapılan bir araştırmaya göre yaşam boyu kumar oynama deneyimi en fazla iddiada (%31,1), ardından Millî Piyango’da (%27,9) ve sayısal lotoda (%21,3) görülüyor.
Araştırmayı Kimlerle Yaptık?
Türkiye genelinde, 18 yaş üzeri 342 birey araştırmaya katıldı. Katılımcıların %66,4’ü erkek, %33,3’ü kadındı.
İki temel ölçme aracı kullandık: Evren ve arkadaşları tarafından geliştirilen, DSM-5’in 9 tanı ölçütüne birebir karşılık gelen Kumar Oynama Bozukluğu Tarama Testi (KOBTT) ve Young ile Wohl tarafından geliştirilen, Türkçe uyarlaması yapılmış Kumar Aşerme Ölçeği. Her iki ölçeğin bu araştırmada geçerlilik ve güvenilirlik doğrulaması da ayrıca yapıldı; KOBTT için Cronbach Alfa 0,96, Kumar Aşerme Ölçeği için 0,94 bulundu. Yani ölçekler son derece güvenilir araçlar.
Ne Bulduk?
Erkeklerde kumar oynama bozukluğu daha yüksek. Cinsiyete göre yapılan analiz, erkeklerin KOBTT puanlarının kadınlara kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğunu ortaya koydu (t(339)=6,5, p<.01). Bu bulgu, uluslararası literatürle de örtüşüyor; kumar bağımlılığının erkeklerde daha yaygın görüldüğü pek çok çalışmada belgelenmiş.
Kumar türü ile bozukluk arasında düşük düzeyde pozitif ilişki var. Bireyin tercih ettiği kumar türü ile kumar oynama bozukluğu arasında düşük ama anlamlı bir ilişki saptandı (r=0,24, p<.01). Her kumar türünün bağımlılık riski aynı değil — bazı türlerin pekiştirme mekanizmaları daha hızlı ve güçlü işliyor.
Asıl tehlike işareti: kumar aşermesi. Kumar aşermesi — yani oynama isteğinin kontrol edilemez bir dürtüye dönüşmesi — ile kumar oynama bozukluğu arasında orta düzeyde güçlü ve anlamlı bir korelasyon bulundu (r=0,48, p<.01). Bu bulgu son derece önemli: aşerme, bağımlılığın hem habercisi hem de sürdürücüsü. Kişi oynamak istiyor, oynuyor; oynadıkça aşerme güçleniyor ve döngü kırılmaz hale geliyor.
Bu Araştırma Neden Önemli?
Bu çalışma, aynı zamanda doktora tezimin bir parçası. Tezimin tam adı şu: “Kumar Oynayan Bireylerde Alkol Kullanım Düzeylerinin, Kazanca Yakın Kayıp ve Kumar Aşerme ile Kumar Oynama Bozukluğu Arasındaki İlişkide Aracılık Rolü.” Yani bu araştırma, çok daha kapsamlı bir bütünün parçası — kumar bağımlılığını tek bir değişkenle değil, birbirine örülü mekanizmalar aracılığıyla anlamaya çalışıyorum.
Kumar bağımlılığı, alkol ya da madde bağımlılığından farklı olarak henüz onaylanmış bir medikal tedavisi bulunmayan davranışsal bir bağımlılık. Bu nedenle bağımlılığın mekanizmalarını anlamak — özellikle aşerme gibi tetikleyicileri — müdahale programları için kritik bir zemin oluşturuyor.
Son Söz
Bir kumarhane girişindeki neon ışıklar değil, telefonun bildirim sesi de bir tetikleyici olabiliyor artık. Kumar bağımlılığı görünmez, sessiz ve hızlı ilerliyor. Bu araştırma, o görünmezliği sayısal olarak gün yüzüne çıkarmaya çalışıyor. Çünkü tanımadığımız bir şeyle mücadele etmek mümkün değil.
Bu araştırma, Çukurova Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü’ndeki doktora eğitimim sürecinde Prof. Dr. Lut Tamam danışmanlığında yürütülmüş; Türkiye Yeşilay Cemiyeti tarafından desteklenmiştir.
