Kannabis (Esrar) Beyne Ne Yapıyor?

KANNABİS BAĞIMLILIĞININ PSİKOFARMAKOLOJİSİ ÜZERİNE

Bu çalışma, Burçin Ün, Ata Seçilmiş, H. Sinem Büyüknacar ve Prof. Dr. Lut Tamam ile yürütülmüş; 11. Ulusal Alkol ve Madde Bağımlılığı Kongresi’nde (28 Kasım – 1 Aralık 2019, Girne/Kıbrıs) poster bildiri olarak sunulmuştur.

            “Sadece bitkisel, doğal bir şey” ya da “bağımlılık yapmaz” — kannabis hakkında bu tür yargıları çok duymuşumdur. Oysa beyin kimyasına bakıldığında tablo çok daha karmaşık. Bu araştırmada, kannabis kullanımının beyinde tam olarak ne yaptığını, bağımlılığı nasıl tetiklediğini psikofarmakolojik bir mercekle inceledik.

Kannabis Neden “İyi Hissettiriyor”?

            Kannabis kullananların aradığı şey temelde iki his: Önce bir “yükselme”, ardından gelen bir “yumuşama” ya da gevşeme. Bu etki, uyarıcı veya opiat kullanımından farklı bir mekanizmayla ortaya çıkıyor ve doza bağlı olarak yaklaşık iki saat sürüyor.

            Bu etkinin arkasında kannabisteki temel psikoaktif bileşen olan Δ9-THC (delta-9-tetrahidrokannabinol) var. THC, doza bağlı öforik — yani coşku ve haz verici — etki yaratıyor. Uygulama yolu, kullanıcının deneyimi ve psikoaktif maddelere bireysel duyarlılık, bu etkinin şiddetini belirliyor.

Beynin Kendi “Esrar Sistemi”: Endokannabinoid Sistem

            Beynin bu maddeye neden bu kadar tepki verdiğini anlamak için önce vücudun kendi sistemini tanımak gerekiyor. İnsan beyni, kannabinoidlere özgü bir reseptör sistemine sahip: Endokannabinoid Sistem (EKS).

            Bu sistemin üç temel bileşeni var. Birincisi kannabinoid reseptörleri — CB1, CB2 ve GPR55. CB1 reseptörleri özellikle merkezi sinir sisteminde yoğunlaşıyor; bilişsel süreçleri, haz duygusunu, duyuları ve koordinasyonu doğrudan etkiliyor. İkincisi anandamid — vücudun kendi ürettiği, keşfedilen ilk endokannabinoid. Adı Sanskritçede “mutluluk” anlamına gelen “ananda”dan geliyor. Üçüncüsü ise FAAH ve MAGL enzimleri — görevini tamamlayan endokannabinoidleri parçalamaktan sorumlu iki enzim.

            İşte THC tam da burada devreye giriyor: Vücudun kendi ürettiği anandamide benzeyerek aynı reseptörlere bağlanıyor. Bu bağlanma, beynin ödül merkezindeki dopaminerjik nöronları uyarıyor. Dopamin serbest bırakılıyor, ödül sistemi aktive oluyor — ve bağımlılık kapısı aralanmış oluyor.

Bağımlılık Nasıl Gelişiyor?

            Ödül ve pekiştirmeyle ilgili davranışlarda beynin ön bölgelerindeki dopamin düzeylerinin endokannabinoid sistem tarafından düzenlendiği artık biliniyor. THC bu sisteme dışarıdan müdahale ederek ventral tegmental alan dopaminerjik nöronlarını ve mezokortikolimbik dopamin sistemini etkinleştiriyor. Kısacası beyin, tekrar tekrar o hazzı arar hale geliyor.

            Avrupa ve Dünya Uyuşturucu Raporları’na göre, 15-64 yaş arasında yaklaşık 24,7 milyon kişi geçen yıl kannabis kullanmış; 15-34 yaş arasındaki genç yetişkinlerde ise bu rakam 17,5 milyona ulaşıyor. Özellikle genç beyinler için bu tablo son derece dikkat gerektiriyor; çünkü CB1 reseptörleri gelişmekte olan beyinde çok daha yoğun biçimde bulunuyor.

Neden Bu Araştırmayı Yaptık?

            Kannabis bağımlılığı klinik pratikte giderek daha sık karşılaşılan bir tablo haline geliyor. Ancak bağımlılık çalışmalarında psikolojik ve sosyal boyutlar öne çıkarken, “bu bağımlılık beyinde biyokimyasal olarak ne yapıyor?” sorusu çoğu zaman geride kalıyor.

            Bu çalışmada, kannabis bağımlılığında ortaya çıkan davranış bozukluklarını psikofarmakoloji perspektifinden sistematik biçimde inceledik. Kannabinin beyin üzerindeki etkilerini mekanizmasal düzeyde anlamak hem önleme çalışmaları hem de tedavi yaklaşımları için kritik bir zemin oluşturuyor.

Son Söz

            “Bağımlılık sadece iradeyle ilgilidir” söylemi, beyin biliminin ortaya koyduklarıyla bağdaşmıyor. Kannabis kullanımı, beyinin kendi kimyasal sistemine müdahale ederek dopamin döngüsünü etkiliyor ve bu etki zamanla kontrol edilemez bir kullanım örüntüsüne dönüşebiliyor. Bağımlılığı anlamak; yargılamadan, biyolojik gerçekliğiyle birlikte görmekten geçiyor.

Bu araştırma, Çukurova Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü’ndeki doktora eğitimim sürecinde Prof. Dr. Lut Tamam danışmanlığında, Tıp Fakültesi Farmakoloji ABD ve Eczacılık Fakültesi araştırmacılarıyla disiplinlerarası bir ekip olarak yürütülmüştür.