Pandemi Ergenliği

COVİD-19 KAPANMASINDA İNTERNET BAĞIMLILIĞINI NE TETİKLEDİ?

Bu çalışma, Prof. Dr. Lut Tamam ile yürütülmüş; 13. Ulusal Alkol ve Madde Bağımlılığı Kongresi’nde (15-18 Aralık 2022, Belek/Antalya) sözel bildiri olarak sunulmuştur.

2020 yılının ilkbaharı. Okullar kapanmış, sokağa çıkma kısıtlamaları sürerken milyonlarca ergen evlerine sıkışmış, ellerinde tek bir pencere kalmış: internet. Peki o dönemde ekran başında geçirilen saatler ne anlama geliyordu? Bağımlılık mı gelişiyordu, yoksa sadece boşluk mu dolduruluyordu?

Bu araştırmada tam da bu sorunun peşine düştük. Covid-19 salgınının ilk kapanma aylarında, ortaokul ve lise çağındaki ergenlerde internet bağımlılığını etkileyen değişkenleri inceledik. Ve literatürde bu özgün dönem için bu yaş grubunu ele alan bir çalışma bulunmuyordu.

Pandemi İnterneti Nasıl Dönüştürdü?

İnternet bağımlılığı kavramı yeni değil. 1996’da Ivan Goldberg tarafından ilk kez tanımlanmaya girişildi; o günden bu yana çevrimiçi oyun, sosyal medya, kumar, alışveriş, sohbet gibi pek çok alt türü tanımlandı. DSM-5, “İnternette Oyun Oynama Bozukluğu”nu ek kategoride ele aldı.

Ama pandemi, bu tabloya yeni bir boyut kattı. Rutinler altüst oldu. Belirsizlik arttı. Okul yok, arkadaş yok, dışarısı yok — internette geçirilen süre hızla uzadı. Saplantılı düşünceler, azalan dürtü kontrolü, interneti bırakamama, geri çekilme belirtileri… Sağlıklı kullanım ile bağımlılık arasındaki çizgi giderek bulanıklaşmaya başladı.

Bu araştırmada Davis’in (2001) bilişsel-davranışçı patolojik internet kullanımı modelinden yola çıktık. Bu modelin özünde uyumsuz bilişler yatıyor: bireyin hem kendisi hem de dünya hakkındaki çarpık düşünce kalıpları. Özellikle “ruminatif tepkiler” — yani kişinin olumsuz duygularına ve sorunlarına tekrar tekrar takılı kalması — internet bağımlılığıyla güçlü bir ilişki içinde.

Araştırmayı Kimlerle Yaptık?

Türkiye’nin tüm illerinden, 2 Mayıs – 14 Haziran 2020 tarihleri arasında, araştırmaya gönüllü olarak katılan 614 ergen çevrimiçi olarak ölçekleri yanıtladı. Katılımcıların %65,8’i kız, %34,2’si erkekti.

Üç ölçme aracı kullandık: Kişisel bilgi formu, Ruminatif Tepkiler Ölçeği Kısa Formu ve Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği Kısa Formu. Veriler SPSS 26 ile analiz edildi; betimsel istatistik, korelasyon ve çoklu regresyon analizleri uygulandı.

Ne Bulduk?

Cinsiyet, yaş ve sınıf düzeyi fark yaratmıyor. Internet bağımlılığı puanları bu demografik değişkenlere göre anlamlı bir farklılık göstermedi. Yani pandemi döneminde ekrana kapılmak, belirli bir yaşın ya da cinsiyetin sorunu değildi.

Asıl belirleyiciler: ekran süresi ve saplantılı düşünme. Regresyon analizi son derece net bir tablo ortaya koydu: günlük internet kullanım süresi ve ruminatif tepkilerin “saplantılı düşünme” alt boyutu birlikte, ergenlerdeki internet bağımlılığı varyansının %31’ini açıklıyor (R=0,555, R²=0,308, p<.01). İki değişken birlikte orta düzeyde ve istatistiksel olarak anlamlı bir yordayıcılık gücüne sahip.

Bu bulgular literatürle örtüşüyor. Salgın döneminde belirsizliğe tahammülsüzlüğü artan ergenlerin internet kullanımının ve mutsuzluğunun arttığını gösteren çalışmalar var. Ruminasyonun — yani “kafaya takma”nın — internet bağımlılığını yordadığını gösteren ergen örneklemli araştırmalar da bu bulguyu destekliyor.

Bu Bulgu Pratikte Ne Anlama Geliyor?

Pandemi döneminde ergenleri ekrandan uzak tutmaya çalışmak gerçekçi değildi. Ama şunu biliyoruz: internette geçirilen süre tek başına yeterli bir açıklayıcı değil. Asıl mesele o süreyle birlikte ne düşünüldüğü — daha doğrusu, zihnin hangi döngülere girdiği.

Saplantılı düşünen, kafasındaki olumsuz senaryoları tekrar tekrar oynatan bir ergen için internet güçlü bir kaçış kapısı haline geliyor. Bu nedenle müdahale yalnızca “ekran süresini azalt” mesajıyla sınırlı kalmamalı. Stresle başa çıkma, ruminasyonu kırmaya yönelik bilişsel beceriler ve internet bağımlılığı psikoeğitim programları, ortaokul ve lise düzeyinde çok daha geniş kitlelere ulaşmalı.

Son Söz

Pandemi, ergenlerin dijital dünyayla ilişkisini hepimizin gözü önünde yeniden yazdı. Bu araştırma, o kritik kapanma döneminin fotoğrafını çekiyor ve bize şunu söylüyor: zihinsel döngüleri kırmadan ekran süresini kısaltmak, yüzeyi temizlemekten öteye geçmiyor. Gerçek değişim, içeride başlıyor.

Bu araştırma, Çukurova Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü’ndeki doktora eğitimim sürecinde Prof. Dr. Lut Tamam danışmanlığında yürütülmüştür. Veri toplama süreci Nisan-Mayıs 2020 tarihleri arasında, Covid-19 kapanmasının ilk döneminde gerçekleştirilmiştir.